
Psikolojinin Tarihi

Psikoloji, zihin ve davranışın incelenmesi olup, kökleri antik medeniyetlere kadar uzanan uzun ve ilgi çekici bir geçmişe sahiptir. Erken dönem çalışmaları, Antik Mısır, Yunanistan ve Çin'de başlamış; Platon, Aristoteles ve Konfüçyüs gibi filozoflar zihin, bilinç ve duyguların doğasını sorgulamıştır.
Psikolojinin bilimsel bir disiplin olarak resmen kurulması 19. yüzyılda gerçekleşmiştir. 1879'da Wilhelm Wundt, Almanya'nın Leipzig kentinde psikolojiye adanmış ilk laboratuvarı açarak psikolojiyi deneysel bir bilim dalı haline getirmiştir. Wundt'un yapısalcılık (structuralism) olarak bilinen yaklaşımı, bilinçli zihni temel unsurlarına ayırarak iç gözlem (introspection) yöntemiyle incelemeyi amaçlamıştır.
20. yüzyılın başlarında psikoloji alanında önemli akımlar ortaya çıkmıştır. Sigmund Freud'un psikanalizi, bilinçdışının davranış üzerindeki etkisine odaklanırken, John B. Watson ve B.F. Skinner gibi isimlerin öncülük ettiği davranışçılık (behaviorism), gözlemlenebilir davranışları ve çevresel etkileri ön plana çıkarmıştır.
1950'lerde Carl Rogers ve Abraham Maslow'un önderlik ettiği hümanist psikoloji (humanistic psychology), insan doğasına daha olumlu bir bakış açısı getirerek kişisel gelişim ve kendini gerçekleştirme (self-actualization) kavramlarını vurgulamıştır. 1960'larda bilişsel psikoloji (cognitive psychology) yükselişe geçmiş ve düşünme, hafıza ve problem çözme gibi zihinsel süreçlere odaklanmıştır.
Günümüzde psikoloji, sinirbilim, teknoloji ve kültürel çalışmalarla birleşerek gelişmeye devam etmekte ve insan deneyimini daha derinlemesine anlamaya çalışmaktadır. Klinik psikoloji, sosyal psikoloji, gelişim psikolojisi ve bilişsel sinirbilim gibi farklı dallar, zihni ve davranışları anlamaya yönelik katkılarını sürdürmektedir.
